2 Kasım 2010 Salı

2011 YILI BAHÇEM

2011'e az bir zaman kaldı. Çiftliği, bahçesi, balkonu, saksısı, kısaca tohum ekecek bir karış toprağı bulunan herkes! Beraberce bir macera yaşayalım mı? Tohumlarımızı hazırlayalım. (tohumlar benden...) Fide yetiştirelim. Ekelim. Sulayalım. Büyütelim. Tüm bu işlerimizi fotoğraflayalım. Paylaşalım birbirimizle. Deneyelim mi? Ne dersiniz? Ben yaptıklarımı buradan sizlere aktaracağım. Sizlerin de katılımınızı bekliyorum. n.p.


12 MART 2011 Kışlık sebze pek yetiştirmediğim için, kış boyunca balkondaki tere, maydonoz, yeşil sovanlarla idare etmek mecburiyetinde kaldık.










16 MART 2011 Mart başında havalar oldukça sertti. Aşı yapmak için zaman kolluyordum. Hem hava iyi olacak, hem benim zamanım müsait olacak, hem de aşıları yapacak Kılıçköylü Salim evet diyecekti. 16 MART 2011'ta böyle bir günü yakaladık.







Çekirdekten yetiştirerek büyüttüğümüz, fakat eriği hiç de güzel olmayan ağaç birkaç dakika içinde bu hale geldi. Salim aşı yapmak için ağacı budarken fotoğraf makinasını zor kaptım geldim. neyse ki son dal kesilmeden yakaladım.

Aşıların yapılış biçimini "AŞI" sayfasında bulabilirsiniz....





TOHUM DİKİMİ................................................28 MART 2011

2009 ve 2010 senelerinde tarlaya ekeceğim tohumları evdeki balkonda hazırlayıp fide haline getirdikten sonra çiftliğe götürüp dikmiştim. Bu sene başka bir usul denemeye karar verdim. Fideleri serada yetiştirecektim. Ama zaman yetersizliğinden sera yaptırmaya fırsat bulamadım. Bana sera yapacağını söyleyen arkadaş da bir çok insandan beklendiği gibi sözünü tutmadı. Ben de yardımcımızla beraber kendi çabalarımızla bir MİNİ SERA yapmaya ve fideleri orada yetiştirmeye karar verdim. Bakın 28 MART 2011 günü hangi görüntüler ortaya çıktı.

Tuaran abi, daha önceden tarif ettiğim gibi evinin yakınında, açık kısmı güneş görmesi için güneye bakan, fotoğraftaki gibi bir küçük sera hazırlamış. Etrafını naylonla kapatmış ve üstüne de hareketli bir naylon sermiş.
20 kadar tenekenin içine bahçe toprağı ve yanmış koyun gübresi karışımı toprak doldurmuş. Ben burada devreye girerek her bir tenekeye 2-3 avuç leonardit ilave ederek sadece toprağın üst kısmı ile karıştırdım.







Bu şekilde hazırlanan toprağı bastırmak için 5x5 kalınlığında bir tahta kullandım. ekeceğim tohumların derine gitmelerini önlemek için bu önemli.
Bu fotoğrafta bastırılan toprakla bastırılmayan arasındaki yükselti farkı görülüyor.










Ekeceğim tohumlar çok çeşitli olduğu için her bir tenekeyi ortadan ayırarak iki farklı tohum ektim. Mesela sağ tarafa domates tohumu ektiysem sol tarafa biber tohumu gibi.
Ektiğim tohumların üzerini bir yandaki tenekeden aldığım toprakla örttüm. Bu örtü tabakası yaklaşık 2-3 mm. kadar oldu.









 Ekilen tohumların üzerine aynı şekilde hazırlanan toprağı attıktan sonra tekrar bastırdım.
Ve ne ekildiğinin etiketlenmesi. Çıkacak bir çok çeşit  fideyi karıştırmamak için her birini etiketledim.










Bu arada yanımdan ayrılan Turan Abi, benim 5x5 kalınlığındaki tahtayla toprak sıkıştırmamın çok zaman alacağını hissetmiş olacak ki bana bir sıkıştırma aleti yapıp geliverdi...








 Ekimleri tamamladık. Tenekeler yetmeyince saksılara da aynı topraktan doldurup devam ettik. Dr. Ahmet'in bana hediye ettiği delikli saksı sulayıcısıyla ilk sularını verdik. Öğleden önceki serin ve esintili hava, öğleden sonra sakin ve ılık bir havaya döndü.
Sulanmış tohumlarımızı kendi haline bırakıp güneşin ısısından faydalanması için üzerlerini sıkıca örttük. Kenarlardan hava almasın diye dayaklar diktik. Tam işimiz bitmişti ki aklıma bir şey geldi. Acaba bu küçük sera sıcaklığı ne kadar muhafaza edecekti? Bunu nasıl anlayacaktım? Hemen eve koştum. İç ve dış sıcaklığı ayrı ayrı ölçen sayısal termometreyi getirdim ve seranın içine yerleştirdim. Dış sıcaklığı ölçen algılayıcısını da naylona bir delik açarak dışarıya uzattım. Bakalım ne olacak. Bir dahaki gidişimde bu sorulara cevap bulabileceğim sanırım.

28 NİSAN 2011
Baklalarımızın durumu.












7 MAYIS 2011
Elmalar çiçek açtı. Tüm tabiat doğaya merhaba diyor.
7 MAYIS 2011

Tohum almak için diktiğim ıspanakların tohumları olgunlaşıyor. Kuruyup sararmasını bekliyorum.










7 MAYIS 2011
Sene başında bir kovanla başladığımız arıcılık denemesinin ilk meyvesi. Oğul verdiler. N'apcaz şimdi ? Hemen yanı başımızda arıcılık yapan Hacı'ya koştuk; haber verdik. Hemen geldi. Tesadüf o gün aldığımız yeni kovana yerleştirdi.
24 MAYIS 2011
Baklalarımız. Bilindiği gibi havaların ısınmasıyla bakla filizlerine küçük siyah böcekler üşüşür. Bitki özsuyunu emerek zarar verirler. Ben de baktım ki birkaç baklaya gelmeye başlamışlar, tümünün filizlerini kırdım. Filiz olmayınca böcek de olmadı. Zaten o zamana kadar yeteri kadar çiçek meyve tutmuştu. Yani verimde hiç azalma olmadı veya çok az oldu.
24 MAYIS 2011
Sebze dikimi için bahçe hazır.
24 MAYIS 2011
Bezelyeler iç doldurmaya devam ediyor. Hepsini tohumluk ayıracağım.












24 MAYIS 2011
Bezelyelerin başka açıdan görünüşü.
24 MAYIS 2011
28 MART'ta diktiğimiz tohumların durumu. Havaların serin gitmesi sebebiyle bir türlü çimlenmediler.









5 HAZİRAN 2011
Dikilen sebzeler büyümeye başladı.
5 HAZİRAN 2011
Frenk sovanı bu sene de güzel çiçeklerini açtı. Tohumlarını alacağım.










26 HAZİRAN 2011
Bamyalar. Çıkmayabilir diye sık ekmiştim. Hepsi de çıktı. Seyrelteceğiz.












 26 HAZİRAN 2011
Nohutlar da büyüyor.
26 HAZİRAN 2011
Fasulyelerle beraber ektiğim mısırlar. Belki mısırları biraz önceden ekmek daha yararlı olacak.



26 HAZİRAN 2011
Domatesleri bağlamak için dayakları diktik.
26 HAZİRAN 2011
Her sene olduğu gibi bu sene de kabaklar birinci. Bol bol kabak yiyiyoruz. Fazlasını da gerek dolmalık gerekse kızartmalık için kurutuyoruz.








26 HAZİRAN 2011
Sivri biberler de kendisini göstermeye başladı.
26 HAZİRAN 2011
Patlıcanlar. Ama hain bir düşmanı var. Ne olduğunu bilmiyorum ama patlıcanları deliyor.
26 HAZİRAN 2011
Bezelyeler kurumaya başladı. Biraz daha bekliyeceğim iyice kurumaları için.
26 HAZİRAN 2011
Marullar da tohuma kalktı. Becerebilirsem ilk defa tohum alacağım.
26 HAZİRAN 2011
Baklalar iyice kurudular. Toplamaya hazırlar











26 HAZİRAN 2011
Süs dutu. Kızarmaya başladı.
26 HAZİRAN 2011
Meyve ağaçlarına "Sunguard" attık.
26 HAZİRAN 2011
Çin kazlarımız da çoğalıyor.
26 HAZİRAN 2011
Ispanakların tohumlarını topladım. Biraz daha kurumaları için bekliyorum.
26 HAZİRAN 2011
Kuruyan bezelyeleri topladım. Kabuklu haliyle bir kaç hafta daha kurutacağım.










 22 TEMMUZ 2011
Domatesler kızarmaya hazır. Bu sene biraz geç oldu ama..
 22 TEMMUZ 2011
Fasulyeler toplamaya hazır.
22 TEMMUZ 2011
Mısırlar püskül verdi.
 22 TEMMUZ 2011
Nadas fasulye.
 22 TEMMUZ 2011
Bir yemeklik nadas fasulye topladım. Tadına bakacağım. Gerisi seneye tohumluk.
 22 TEMMUZ 2011
Şeker fasulye.
 22 TEMMUZ 2011
Şeker fasulyeden de biraz topladım. Kalanları seneye tohumluk kullanmak istiyorum.
22 TEMMUZ 2011
Bezelye tohumları iyice kurumuş görünüyorlar. Paketlenmeye ve etiketlenmeye hazır.










Nohutlar kurumaya başladı. Ama bir hafta daha beklemeli.











Börülceler de yemeye hazır. Yenmeyenler kuruyarak tohumluğa ayrılacak.
Kuruyan fasulyeler seneye tohumluk olmak üzere ayrıldı.
Kabuklarından ayrılan fasulyeler gerekli bilgiler kaydedildikten sonra yeniden iç mekanda kurumaya bırakıldı.
 Ceviz fidanlarımın fotoğraflarını çektim. Bunu üç senedir yapıyorum. Müthiş eğlenceli bir iş. İşaretli her fidanın fotoğraflarını bir dosyada tutarak bilgisayara kopyalıyorum. Sonra dosyayı açtığımda o fidanın üç resmini görüyorum ve üç senede nereden nereye geldiklerini zevkle izliyorum.
Eskiden fotoğraf çekmek pahalıya mal oluyordu. 36 poz filim parası ayrıı tabettirme parası ayrı. Ama şimdi sayısal fotoğraflar bedava. Çek çekebildiğin kadar. Tavsiye ederim...
Ve bu kadar uğraşının bedeli evde yenen muhteşem tattaki domatesler...

(Devamı gelecek) (tubikontinyu)









15 EKİM 2011
Yaz bitti. İki gündür çiftlikteyim. Ama dışarıda sersem ıslatan cinsinden bir yağmur yağıyor. Bahçeden son sebzeleri toplamak istiyorum ama yağmur izin vermiyor. Bir ara kesilir gibi oluyor. Dışarı çıkıyorum. Sanki beni bekliyor gibi yeniden başlıyor. Hava oldukça soğudu. 9 dereceye kadar düştü. Sobayı kurduk. Geçen seneden kalma bir torba kömürümüzü yakıyoruz. Bu arada İstanbulda oturduğumuz evden taşındık. Taşındığımız eve internet bağlantımızı naklettirmeye çalışıyoruz ama fiberoptik kablo yokmuş. Bir haftadır savaşıyoruz Superonline ile. VINN ile bağlanmaya çalışıyorum. Ama o da biraz yavaş. Bu arada yazlık (?) iznimi kullanmak için bir kaç günlüğüne her şeyi bırakıp kafa dinleyeceğim. Son çektiğim fotoları da daha sonra internet bağlantısını sağladıktan sonra yükleyeceğim.